Perşembe, Eylül 11

ne de çabuk geçiyor zaman deil mi? ramazan bile geçiyor haberimiz yok. 1. haftası geçti bitti bile.
ramazan öncesinde korkularım vardı. ilk ramazanımızdı, ve ben acaba ne yemek yapıcaktım. aslında normalde ne yapıyorsak oydu ama ne bilyim korktum işte. sorup durdum ahmete ne yapsak, sahurda ne yersin falan fialn diye. gerçi onu alışkanlıklarından vazgeçirip kendime bağlayabildim ama olsundu önemliydi gene istediği :) neyse.. korkmama gerek yokmuş. çok rahat geçiyormuş meğer ramazan. oruçta tutabiliyorum yemekte yapabiliyorum. gerçiiii... :) daha sadece 1 gün yiyebildik evimizde adamakıllı. hergün biyere gittik, e eve de tam yerleşememiş olduğumdan. davet bile ettirdik kendimizi :) yani bizi davet etmek isteyen varsa kapıları hep açık olsun, biz hazırız :) hem çok sevap oruçluya iftar yaptırtmak :) amaç sırf sevap kazandırtmak :)
sonra bide pufpufpufuduk pideler çıktı. pidesiz bi ramazan ıı ne biliyim ütüsüz gömlk gibidir :p düşünülemez. bunu söylediğimde ahmd uf sıra falan olur şimdi hep dedi. hı? dedim. ayıptır sölemesi fırınımız olduğundan hiç sıra falan görmemişim ben. hatta ararız getirirler falan yani :) dün ben çıktım pide almaya allahtan yoktu sıra. yoksa nasıl beklerim aa.. :)
sanki eskiden ramazan programları daha güzeldi. engin noyan vardı, ne güzeldi. gene var ama bizde hilal tv yok. o yüzden muhtelif kanallarda gezer oldum ahmdi beklerken dün. inanırmısınız en güzeli trtdeki programdı. hoş anlatımlar vardı. e ne de olsa türkiye finans sponsoruymuş :) yani program bizim sayılır. programda bi bölüm yapmışlar. millete soru soruyorlar. hz. Muhammedle karılaşsanız ne derdniz ne yapardınız? ama süper olmuş. çünkü gdip atıorum bi tek fatihte değil istanbulun birçok farklı kesiminden insana sormuşlar. metrocitynin önünde bi genç kız hiç bi şey sormam evet evet sormam dedi gurur veren bi edayla mesela. sonra bir başka kız beni inandır derdim dedi. sonra parkta 12 yaşlarında bi çocuk ki annesi izin vermiyo ve destek arıyor _ hiç saçlarını uzatmış mı diye sorardım. dedi. işte çocuk aklı. bi diğer çocuk aklıda ki muhtemelen babası futbol çok izliyo ve durumları kötü. ii bi futbolcu olup aileme bakmak isterdim dedi. Allah gönlüne göre versin ne diyim. işte öle...

Perşembe, Ağustos 28

evime geldim. mutluyum... hakkaten insanın evii gbisi yoook. ne kadar tatile gidersen git çok rahat da olursan ol ama evin bambaşka. mutluyum mutlusun mutlu. ne güzel...
bebeğin eşyalarını düzeltmekle geçti gün. ve alışverişle. nelervar neler yok ne lazım yazdım bide. bilemiyorum çünkü ne alacağımı. bari listeliyim de dedim kolaylansın. bi dışarı çıkınca farkediyo insan daha çoook şeyin lazım olduğunu. en ufak şeyden kocaman şeylere kadar. en ufağından bi tırnak makası. bugn aldım ama manikür seti bebeğime :) törpüsü bilem var:) metroseksüel olacak oğlum :) sonra tarakları var minicik. gerçi saçı kıvırcık olursa.. :) neyse.. kıvırcık tatlı bi bebek olur inşlh. gerçi şimdiden çok yaramaz bakalım nler görücez sayesinde.
öle işte...

Pazar, Ağustos 24

uzun zamandır bu kadr hızlı geçen bi gün yaşamamıştım. sabah kahveye misafirlerimiz vardı ve gece boyunca ınternet gelmediğinden ve malzemeleri unuttuğumdan son favori çizkekimi sabaha bırakmak zorunda kaldım. e sabah kahvaltıydı bilmem neydi. kıtıkıtına yetiştirdim. sufle gibi oldu dediler çünkü soğutamadan ikram ettim. üstüne beyaz çikolatasını da dökemedim tabi. ama gene beğenildi. akşam aynı kişiler yediklerinde farklı bi çizkke yemiş oldular beyaz çikolatalı. çok beğenildi gene. bu sefer 1 labneli yaptım ama süperdi gerçekten yani kendim yaptım diye söylemiyorum :)
neyse...
sonra.. via port açılmış ya bu taraftaki herkesin dilinde. e bi gidelim dedik. akşam da yemeğe davetliydik. hem de meldalar uğrayacaktık. via portu gezemedik. e pazaar günü içinde annemler abimler ve ablmalar yemeğe gelecekleri ortaya çıkınca market alışverişi yapıp çıktık. o kadar outlet gezilemedi yani. artık başka günlere. belki meyra ile de karşılaşırız diye düşünüyorum. :)
meldalara hızlıca uğradık gene de bişiler yedik tabi. sonra koşa koşa yemeğe. tabi geç kaldık. herkes sofradaydı bile. ama gene yedik süper bi balık yapılmıştı. ömrümde yediim en büyük çipuraydı. çipura güzel bişi gerçekten. hem bebek için de çok faydalı. bide gözünü yemek lazımmış. zzeka açıyormuş ama. balıkla yeterince açılır inşlh. dahi olmasına gerek yok oğlumum:)
orda gene kalan çizkeki yedik. herkes çok beğendi. sonra koşa koşa gene eve. evi topla, bilmem ne. yarın için biraz hazırlık. daha sabhaa da bii sürü işim var. ne zaman biticek bu işler bilmiyorum. ama biliyrum ki çok daha artacak. bana dua edin anacım. yetişemiyorum :)
şimdi ise ; tv'de en sevdiğim filmlerde testere 2 var. ahmd izliyor e ben izlemiştim gene izleyesim var ama bana yasak. çocuğumun bi cani olmasını istemem.öğrenmesin şimdiden o kadar iğrenç ölümler falan. ama en son çıkan 4. yü çok merak etmekteyim. inşlh bebek uyurken bigün :)
dün akşam havuz başında site bayanları eğlenti yaptılar. ben hiç kalkamadım. gene oturtamadılar beni ama. aman bişi olacak falan diye. kalkar kalkmaz teyzelerden amaan diye nidalar yükseldi. içimde kaldı inanın. kimin kınası var bu günlerde? :)
bi de bi haber.. canım arkadaşlarımdan emel ismekte yemek bölümünde öretmen oluyor. :) ben de gidicem yanına arada. ne de olsa benden de öğrendiği çok şey var. gerçekten :) aslında ben de olabilirdim:) hiç ismeklere gitmedim ama annem ile 1 saat 1000 ismk saatine bedel :) sölemişmiydim; ahmd anneme saray ahçısı diyor. e tabii ki de kendini padişah sanmıyor :) olsa olsa yeniçeri. belki ağaları :p
ya bide günün kötü şeysi ; kahve dünyasın da limonlu naneli frozen isimli bi içicek aldım. hayalimde limonatanın içinde nane koymuşlar. kokuyor falan ferah ferah. ama sonuç hüsran. nane,buz,limon 3lüsünü muhtemelen karıştırmışlar ve koymuşlar. ferahlatıyor ama. ekşi. şeker yok. yani limonata değil sırf limon. halbuki tatlı olsaydı paylaşmazdım kimselerle :)4 kiş anca azar azar bitirebildik. ıy.. bi daha yok..

son günlerde farkettim de.. sanki elimde kilitli bi günlük var ayıcıklı(ortaokuldaki günlüğüm) ve ben de böle olan olayları yazıp duruyorum. şöle oldu böle oldu falan filan. garipsedim. yıllar önce mel bana hatıra yazmıştı aynı böle. halbuki bana olan sevgisinden bahsetmeliydi ama şöyleydi girişi; ben antalya da şelale gördüm. ve çoşkunca akıyordu :)) hava atacak ya :)) neyse...
yarın da hızlı geçecek sanırım. ve pzt 12'ye kadar uyuyabilirm. aramayın bi zahmet :p

Perşembe, Ağustos 21

ım.. nerde kalmıştıık...
dondurma da.. :)
asos da çok durmadık ama gene dondurma yemeye gidebilirm. ordan kadırga koyuna gittik. çok güzeldi. ilk defa denize girdim. ıyy çok tuzluymuş. hiç sevmedim. ve eslemin dediği gibi hiç batamadım. çok kaldırıyo sanırım deniz :) ahmd çok temiz bi deniz olduğunu söylüyordu ama ayaklarıma taşlar batması hiç hoş değildi. ben gene havuzu tercih ederim. ama tabi ahmd ile yarış yapabilmek falan güzeldi. gerçi havuz olsa geçerdim ama.. deniz ve şartlar uygun değildi işte canım anlayın :)
ordan kaybola kaybola çanakkaleye döndük. yani yolu uzattık. bi amcayı aldık yolda bi daha da dönemedik onu bırakcaz diye. öle diye diye 3 kat yol yaptık ama yolar güzeldi. kekik kokusu aldığımızda durup aramak, kaplumbağayı kurtarmak, yaşlı amcayı götürmek herşey çok güzeldi. beraber olunca hangi şey kötü ki...
ertesi gün için planlarımız suya düşmüştü çünkü çok fena yapmur yapmıştı. olsundu.. güzeldi gene. çanakkalenin içini gezdik bu seferde. peynir helvası yedik aynalı çarşıyı gezdik. gerçi gezmekten çok bakındık işte öle ufak bi yermiş zaten. müze falan derken truvaya gidelim dedik. hani böle antik kent falan. yola düştük gene. çok da yakın bi yer değildi. ama kişi başı 15 ytl bide arabaya 4, 34 ytl istediklerinde girmeyelim dedik. taşları görmeye o kadar da hevesli değildim zaten. batman'e gideriz daha ii dedik ve döndük geri. foto çeke çeke yolculuklar harikaydı.
sonra...
çanakkaleyi bitirip ahmdnin köyüne gittik biga dolaylarına. orda da güzel günler geçirdik. gelin görmeler falan yaşadık, stres olmaktan çok eğlendik ama. sinir bozucu olan ahmdin bana bakıp bakıp gülmesiydi :). güzeldi herşey napalım gelin olunca böle oluyor :)
bi daha denize gittik ama hatırlamıyorum gittiğimiz yerin adını şuan. orası da güzeldi ama kadırga kadar değildi. gene kadırgaya gitmeyi isterim. orda piknik gibi bişiler yaptık. ben de pek severim :p
sonra dönüş yoluna çok farklı bi şekilde çıktık. araba yere bitişik gitmeye başlamıştı. sanırım 30 kilo domates aldılar. :) yani gidip topladık tarladan. ama çok fazlaydı:) tabi biizm değil kayınvalidemlerin. salçalar vb. arabayı yerleştirirken cümle komşudan patlıcan bamya geliyordu. sağolsunlar. süper bi bamya yaptım zaten :)
tatil de bitmiş oldu cuma günü gebzeye geldiğmizde. sonraki günler evde geçti. kah dinlenerek kah boya yaparak :)
holün tavanı akmıştı ve boyalar tabi. beraber boya yaptık ahmdle. çok zevkliydi. çok da kolay değilmiş kazıması bilmemnesi ama. zevkliydi. belki bebeğimizin odasını da boyarız diye düşünüyoruz. bakalım bi evimize gidelim de :) bide bordür falan bulayım istediğim gibi. süper olacak inşlh.
işte durum bu. hoşbuldum tekrar :)

Salı, Ağustos 19

tatil matil...

çok şükür geldik...

ilk defa arabayla tatile çıktık. bizim için heyecan vericiydi. giderken yolda yemek için yolluklar mı çaylar mı dersiniz. sanki fizana gidiyoruz. hiçbirini yiyemeden vardır gideceğmiz yere. ne bilelim uzun sanmıştık. çanakkale yolundaydık. öncelikle annemlere gittik geceden. sonra sabah çıktık yola. sabah dediysem 11 falandı. annemler olsa kesin sabah namazından sonra çıkarlardı. yolculuk çok güzel oluyormuş böyle. güle oynaya gittik maşaallah. doladoladoladola diye diye geçtik arazilerden. bazen de ceza eşlik etti bize. ve oğlum da ona. ceza dinlerken çok hareketli oluyor :) neyse...
kafana eseni yapmak güzel birşey. gerçi planlı gitmek istemiştim hep hani nerde durucaz falan filan diye ama. çok güzel oldu böylesi de. güneyli diye bi yerden geçerken uzaktan güzel bi sahili olduğunu gördük dedik bi bakalım. gerçekten güzel bi yerdi. ahmd denize girdi. ben girmedim henuz korkaktım :)
gelibolu güzel yermiş. abim askerliğini yapmıştı. gitmiştik ama çok küçüktüm. manzarası güzel bi yerdi. balıkları da güzeldi tabi. bi kötülüğü fazla içkili yerin olması. onun dışında güzel bi sahil kasabası.
ordan lapsekiye geçtik feribotla. feribotta çay keyfini de kaçırmadık. herşey çok güzeldi. lapsekiden doğruu çanakkale. içinde biraz dolandık arabayla ve ahmdnin dayısına geçtik. akşamına kordonda yürüyüş falan. festival varmış bide. funda arar'ın konserini izledik. güzeldi.
herşey iyi hoştu da çanakkale'de. çok rahatlık var içki konusunda. ben istanbul da bu kadr birebir rastlamamıştım açıkcası. bi yürüme yolunda sahilde yoktur ki bizim istanbul da. fıçılar dolu milletin önünde. çok garipsedim. görmemişim.
çanakkale genel olarak çok büyükmüş hakkaten. ama en işlek ve en merkez olan yerleri bizim en fazla bi fatih kadar. öyle çok bi gelişmişliği yok. hani istanbul deniz falan orda da nereye baksan deniz ama. gece olduğunda karşı da karanlıkları görmek hiç de hoş değil. canım istanbul canım istanbul demekten kendimi alamıyorum :)
bide... tamam savaş falan da. herşyi de bağlamaya gerek yok ki. bi tane dükkana da normal savaşla ilgisi olmayan bi isim koyun canım. anzak otel falan filan. neyse...

ertesi gün asos yolu gözüktü bize. az uzakmış ama iyi ki gitmişiz. hatta keşke orda kalsaydık dedim. ilk önce asos da gezdik kıyılarında. gerçi bize göre yerler değil. deniz giirlen sahili de pek asortik. resturantlar içkili falan. bize göre değildi ama görülmeye değerdi. ve en önemlisi dondurması yenmeliydi. hayatımzda yediğimiz en güzel dondurmayı yedik orda. pek de istekli almamıştık ama. mükemmeldi. ballı badem ve sakızlı dondurma verdi adam bize. ama sunum muhteşemdi. dümdüz bi külah. ve üstüne çikolata sürdü önce. sonra üerine 2 top dondurma. ve üzerini de ısıtılmış yani bükülen bi düz külah koydu gerçi buna külh denmez ama anlayın işte. sonra sıkıştırıd ortasında ki dondurmayı. ve işte o dondurma. süperdi. tadı damağımda kaldı.

ve çok yoruldum... buralar çok sıcak.. çok dayanılmıyo. bilgisayardda pek ısınıyor. neyse.. kalın sağlıcakla..

Pazartesi, Ağustos 4


bir misafir günü daha geldi geçti. son ana kadar hiç misafir gelecek gibi hissetmedim. sağolasun annem çok yardım etti. elleri kolları dolu dolu geldi. milyonlarca zeytinyağlı yemek yapmış. önceden 1 olmadı en fazla 2 çeşitle gelirdi şimdi abartıydı biraz ama herşey mükemmeldi. sağolsun. canım annem nolcak.

benim yaptığım tek kayda değer şey cheesecakedi. e bende en mükemmelini bulmak için çabaladım. gezdim durdum ınternette. kafama yatan şeyleri ondan bundan alarak kendi tarifimi çıkardım ortaya. klasik cheesecake tarifimize uyduktan sonra zaten sorun olmuyor. ama kalın olup mükemmel olması özsüte rakip olmamı gündeme getirdi. çilekli falan da olabilirdi geçenlerde bi yerde yediğim gibi ama çikolatayı tercih ettim. ki bence daha güzel oldu.


Mer's Cheesecake :)
malzemeler;
-2 burçak bisküvi
-1 bardak dövülmüş fındık ya da ceviz
-yarım bardak kadar erimiş tereyağı

içi;
-3 yumurta
-1 bardak tozşeker
-2 kaşık un
-2 labne
-1 krema
-1 vanilya

üstüne süs için;
-1 krema
-1 bitter ya da sütlü çikolata
-1 beyaz çikolata

yapılışı ;

burçak toz haline fındıklar da içine. tereyağ ile yoğurulup kelepçeli kalıbın dibine...
3 yumurta şekerle çırplır,içine labneler,krema, vanilya ve un eklenir.
sonra kalıba boşaltılır. ve fırına konur. 45-50 ya da şöyle diyim üzeri sertleşene kadar pişirilir. ama semsertte olmayacak yani. çıkınca soğumaya bırakılır.

ayrı bi yerde.. krema kaynatılır içine çikolata parçaları eklenir eritilir. ben sütlü çikolata kullandım. sonra rengi açık oldu gibi geldi biraz kakao ekleyip karıştırdım. ama sonra süzmek zorunda kaldım. pütürlü olmasın diye. bu da konur pişmiş pastanın üstüne. sonra soğutulur ve erimiş beyaz çikolata ile benim gibi iğrenç değil daha düzgün çizgiler yapılır ya da her ne isterseniz. sonra afiyetle yenir. bu kadar...

yanında içilebilecek tek şey de tabii ki süper bi çay. bizimki semaverdeydi. binbir kat güzeldi.

elllerine sağlık ahmd :)




Perşembe, Temmuz 31

doladoladoladoladola

ahmd doladoladoladoladoladola diye dolaşıyordu evde. hiç haberin yok senin de dedi yeni hit parçalardan. hangi acayip şarkıcınındır kimbilir derken... ferhat göçer'inmiş..
arabada hem de ben kullanırken son ses açtı ahmd efendi. gören kılabırız sanacak. bi yandan el çırpmalar falan. gülsem mi atsam mı arabadan kendimi bilemedim. ama şarkı güzel hakketen. arabada giderken son ses dinleyin kılabır gibi gezin ortalıkta. süper oluyor. gören sanacak dedim ama. bebek kesin sanacak. artık oynaya oynaya geleceğini düşünüyorum kucağıma :)

üzerimde baskı var. blogu şifreli yapmak adına. şifreli değil de paralı yapsak ne güzel olurdu aslında :) en çok girenlerden mesela en çok eslem'den geliniyor bana. o bana daha çok para vermeli. sonrada mandalin sanırım. hadi pamuk eller cebe :)
(benden duymuş olmayın ama.. eslemde para kalmamış. muza yatırmış hepsini:p)

Pazar, Temmuz 27



süper olmuş değil mi? eskimiş olan bir tane bulunursa bunları yapıp taksak ne süper olur. flickrda birinde görmüştüm bunu zamanında. çok hoşuma gitti. bunun yelkenli si olsa mesela ne güzel olur. ya da bu da güzel. aynı böle arabalı toplu taşıma araçlı da bi bordür buldun mu.. al sana işte... (sabahnuuur bence bu tam senliiik. çiçeklisi de yapılır ne de güzel olur :))

cts misafirim var ama çok rahatım nedense. kafamda yapacağım herşey ama icraat henuz yok. zaten çok kalabalık derken azala azala azaldık iyicene. öle olunca da hevesim gitti sanırım. aman neyse.. kalan sağlar bizimdir. inşlh güzel geçer.
aslında herşeyi yapmak istiyorum da çok erken diye el atamıyorum. artık yarın yavaştan başlarım inşlh. mesela kek yapmak istiyorum. geçenlerde yaptım bi tane. napıcaz koca keki dedik ama komşuya götürdüm bitmiş oldu. halbuki fotoğrafını çekecektim. süper olmuştu gerçekten. bi dahaki yapışıma inşlh çekeyim de ekliyim.

üst katta balkonda oturuken geçen bi leylek öyle bi geçti ki önümüzden. süzüle süzüle öyle güzeldi ki. dolaştı durdu önümüzde. dedim ki dünya turuna çıkıyoruz ahmd oleyy :) aslında yok öle bişi tabi. sadece çanakkaleye haftaya..

geçenlerde bi toplulukta biri dedi ki; "bebek annenin yedikleriyle değil, hissettikleriyle beslenir."
sevdim bu sözü. hakkaten eskisi gibi artık 2 kişilik yemek vb. şeyler yok. artı zaten bebek kendine ihtiyacı olanı alıyor değil mi? abartmaya gerek yok. tabii ki bi bakımdan da yediklerimizle de beslense de önemli olan hakkaten hissettiklerimiz gibi geliyor. en çok da beni düşündüren şu; hani 2 tane çocuğu vardır birinin. ama biri çook farklıdır biri çoook farklı. bunlardaki farklılıklar nedendir? aynı anne ve babanın yanında büyüyorlar halbuki değil mi? işte burda geliyoruz konuya. bence hamillelikte geçirilenler etkiliyor çocukları. belki bi film bile etkiliyor olabilir. tvnin zaten o kadar büyük bi etkisi varmış ki. Allahtan yaz mevsimi. buralarda tv hiiç açılmıyor. çok şükür. eve bi ara gittiğimizde şaşırdık bile. tv gereksiz bi olay. zaten eve gidince oda düzenlemelri sonucunda oturma odasına bilgisayar gelecek böyleliklee tv byebyeee...
işte ne diyordum izlenenler,hissedilenler.. hepsi bebekleri etkilemekte. zaten ilk başlar o kadar önemli ki. her dediğine dikkat etmeli insan. bi insan yetişecek. çok önemli olaylar bunlar. Allah yardımcımız olsun... moraller bozulmasın..
ama bozulmuyor mu? bozuluyor. napalım ki... boşverelim gitsin. şu dünya da hiç ama hiçbirşey takmaya değmez. neler neler taktık kafamıza,üzüldük kimbilir.şimdi umrumzda mı acaba? boşverelim.. ve çok şükür unutuyoruz diyelim. unutmasak halimiz nicedir...
5 ay oldu da sanki yıllar geçti. yarıladık yolu ama gene de insan bekleyemiyor işte. çok merak ediyor. tipini,sesini,ağlamasını bile. ne kadar ilginç birşey ya. önceden de biliyosun sonuçta. hamilelik nedir ne değildir falan. ama içinde 2 tane kalp olduğunu düşünmek bile o kadr garip ki. Allahın nasıl bir mucizesidir ki. hiç bir çaba sarfetmeden neler oluyor neler halbuki. her bi okuduğumda haftamı şaşırıyordum. kemikleri gelişti. böbrekleri gelişti vs. nasıl oluyor hiç farkında bile değiliz ki. Allah bozmasın ne dyim.
ama tabii ki farkında olmasak ta neler olup bittiğinin farklılaşıyoruz. anneme zamanında doktoru demiş ki aklına gelen ne varsa sende ki herşeyin değişir. kolay bi iş değil demiş. hakkaten kendime baktığımda görüyorum hiisediyorum farklılıkları. yüzüm bile değişti. kilo almak falan dışında tabii ki. hamilelik maskesi denen birşey ortaya çıkmış. izler mizler. sonra gidermiş. ama sanırım 5. aya gireli azaldı. ilk çok çirkinleşmiştim sanırım. sonra ellerim. her sabah uyuşuyor. tlfnun alarmını bile kapatamıyorum.sonra düzeliyor ama korkuyorum. ayaklarım desen... ama olsun.. oturuken salıncakta birilerini hissettim. yeni yemek yemiştim. teşekkür etti sanıyorum :) canım.. ben de seni :)



geçen izlediğimiz filmler güzeldi fakat son 2 gündür hiiç mutlu değiliz film konusunda. ilk önce hem pis,hem kötü hem de iğrenç bi film izledik. daha doğrusu çoğu anında ben bakmadım. kadavrları parçalıyorlar falan. ıy... fotosunu bulmam bile hıh...


sonra dün de komşuya götürdük filmlerimizi. onlarda oscarlarına aldanarak no country for old men'i seçtiler. dewdik halbuki oscarlık film izlenmez diye ama.. sonuç iğrençti. tamam bazen heyecanlandık falan ama. sonunda ölece bakakalık ekrana. ne alaka. ee sonra falan dewdik durduk. gereksiz bi bitişti. filmde hiiçç bi iş yapmayan yani kimseye yararı ya da zararı dokunmayan bi şerif vardı sinir oldum.aralarda çıkıp çıkıp konuşuyo o kadar. sanrım bi anafikri vardı ve oscarı öylece aldı ama biz anlayamadık :)

sonuç izlemeye gerek yok...




ama bi diziye başladık ahmetle. ım.. the triangle. 4 bölümlük birşey. onu baya sevdik. hatta merak ediyoruz akşam bitiririz muhtemelen. bermuda şeytan üçgeninde kaybolanlar araştırılıyor falan. ilginç olaylar. ufaktan bi lost andırıyor ama o kadar da değil tabi :)


Çarşamba, Temmuz 23


Burda yapacak birşey olmuyor akşamları. hani çıkalım da bi yere gezmeye gidelim diye bi durum sözkonusu değil. bi cafeterya var gidip çay içmek mümkün o kadar :) e durum böyle olunca açık hava da film izlemek keyfi dayanılmaz oluyor değil mi? hele de komşu evde koca ekran yapıp balkonda izliyorlar cümbürcemaat çok daha zevkli. biz laptopla da olsa gayet keyif alarak izliyoruz film. gerçi salıncakta izlerken sonuna doğru uyumak en güzel şey oluyor ama anca uzun filmlede. ki mesela; harry potter zümrüdüanka yoldaşlığını izledik geçenlerde. bitiremedik. ertesi gün bitirdik anca. hatta nerde kaldığımız bile hatırlayamamıştık. uyumuşuz :)





sonra kalan yarısını izlerdikten sonra ben bi film seçtim.. flawless.. bi elmas şirketinde üst düzey yöneticilerinden biri ile bi hademe tüm elmasları çalıyorlar şaşırtıcı bi biçimde. çalmalarının ve yakalanmalarının hikayesi. ilginç bi konu. izlenebilir.



bunları izlemek güzel de.. en kötüsü sanırım yanında yenen şeyler. kuruyemiş yemek istemiyorum artık. meyva yiyelim meyva.



sonra bide.. next diye bi film izledik. afişini görünce hiç te farklı bi film değil sanılıyor. ki sanki savaş sahnesi var gibi patlama falan. fakat çok güzeldi. nicolas cage 2 dk sonrasını görüp sonra aynı şeyi yaşıyor. tabii ki gördüğü için hiç birzaman aynı şeyler olmuyor. kız tavlaması bile çok komik mesela. milyonlarca kez kızın yanına farklı sebeplerle geliyor işe yaramadığını görüp başka birşey deniyor. fbi ajanları da peşinde dünyayı kurtarması için. bi bombayı bulmasını istiyorlar. ilginç durumlar. baya uzun yaşanıyor herşey. artık düşmanlar ölüyor falna filan. bi bakıyoruz ki bi yanlışlık var diyor ve bomm... ve bi bakıyorz ki... o sevdiği kız layken çok daha ilersini görebiliyormuş ve izlediklerimizin hepsini o görmüş. filmin en başına gidiyorz böylelikle. gıcık bi durum ama. tatlıya bağlandığını düşünemkten başka çare yok :p
ne çok izlemişim yahu. aslında indirmek istiyorum kendim ama bilmiyorum ki.
bu arada... en canalıcı haber bunlar değil tabi. uzun zaman oldu 5, aya girmek üzereyiz. e güzel bi duygu. ama nasıl başedeceğimi düşünüp duruyorum, erkek annesi olmak zor gibi geliyor fakat... ay canım benim...

Perşembe, Temmuz 17



burda ki olaya bayıldım. isim yazaları görmüştüm ama bu kadar tatlısını ilk defa görüyorum. görünen kısmı ile bile (yatak,perde ve isim) çok çok beğendim. keşke...

bu da erkek bebeğe göre. maşallah maşallh..

Pazartesi, Temmuz 14

kaaaç zamandır martha stewart'ın programını izlemek istiyordum. evdeyken bi kaç kere ınternetten bi kaç tarif izliyim dedim. anlar gibi oldum hep ama pek hızlı konuşuyorlardı kaçırınca da insan sıkılıyor malum. sonra e2 kanalını ınternetten izlemek için de çabaladım bi türlü başaramadım. şimdilerde buralarda e2 kalanı varken bi kısmet olup açamamıştım kaç zamandır tvyi. yazlıkta pek tv açılmıyor ya ondan sanırım. neyse.. saatlerine bi bakayım dedim muhtemelen sabah olduğunu düşünüyordum. meğer hem 9 da hem 1 de hem de 5 te varmış. pek sevindim ve dün 9 da ki bölümünde tvyi açabildim. bilmiyorum normal programda bu kadar kısa mı sürüyor ama. 1 saatcik sürdü koca marthanın programı. ama güzeldi tabi. derya baykal için de onun gibi diyorlar ama. derya'dan bin kat profesyonel bi duruşu vardı. onun gibi heyecan içerisinde değildi. gene samimi fakat çok sakin yaptığındn emin. ne diyim maşallah. ne öğrendin derseniz? bu programı izlemek için orda yaşamam gerektiğini. tabii ki değişik bakış açılarını görmek güzel. farklı fikirlerle insan gelişir. ama elindeki malzemelri bulmak çok zor. baya bi araştırmak lazım ya da. acaba diyorum hobi dükkanlarında falan varmıdır? ben mi bilmiyorumdur. umarım ben bilmiyorumdur. yoksa diyorum açsak mı bi dükkan:p

Perşembe, Temmuz 10


sincapları izledik geçen gün. komik bi filmdi. yani tamamen olanaksız çizgi film gibiydi. yani sincapların konuşması oakdar da garipsenmiyor falan. şarkı söyleyip zıplayıp duruyorlar. olanaksızlıklara gülüyor insan en çok. ama tabii benim haberim yoktu bunlardan. ahmd ufakken çizgifilmini izlediğni çok sevdiğini söyledi. ama ben hiç görmemiştim. o benden yaşlı ondan herhalde(1yaş). neyse güzel bi filmdi.
bugünlerde öyle vurdulu kırdılı, savaş,korku falan izlememem gerekiyor. hep mutlu sakin olmalıyım. böle gülücükler saçmalıyım etrafıma. fkat...
geçenlerde farkettim bi fotoğraf çekilirken. gülemedim eskisi gibi. ama bunun kendimle alakası yok. fotoğraf çekilmemişim uzun zamandır sanki. garipsedim ama gene de güldüm :)

naber google??

taaa 2005 yılından beri blog yazıyorum, ve görüyorum ki hala değişmedi insanlar. ya da bu olay yeni bilgisayar alıp ilk defa ınternete girmiş insanlarda gözükmekte. ama düşünüyorum ben yaptım mı diye?? hiç hatırlamıyorum. zaten ilk başta google falan hak getire. şimdilerde insanlar sırf googlea yazarak ulaşıyorlar sitelere. hatta oraya direk adresi yazıyorlar. ben de gerçi bişi hatırlıyorum. taa ilk başlarda nerden öğrendiysem kimse bana normal şimdi adres yazdığımız yere adres yazdıramazdı. illa dosya dan aç ve sonra adres yazıp gelecek sayfa. nerden öğrendim bilmiyorum hep öyle yapardım. neyse.. asıl konumuz google'da arama yapanlar. şidmi birkaç örnek;
aklımı karıştırıyorsun ile ilgili mevlana
aşık oğlan hulo
bize misafir gelince birşeyler yapmak istiyorum
dinlediğim şarkının gözükmesi için ne yapmalıyım
en büyük yılan hangisiyse resmini aç
koly poğaça aldığı kadar un yazmayan
orlando bloom un msn adresi ( kim bulmuş ki yahu) :p
saçı tost yapmak ne demek
seda sayanın şimdi oturdu kendi evi
üsküdardan capitole hangi otobüsler var?
üsküdardan kız kulesine gidiş..
hem ayıp hem de güzel film

ya işte.. insanlar google'a belki de yanlızlıktan arkdaş bir dost muamelesi yapıyorlar. bize misaifr gelince bişiler yapmak istiyorum ne yapsam google? sonra aç bakayım ortaya bi büyük yılan resmi,bide orlando bloomun adresini verdin mi bana.süpersin google. ve gün gelir. kan kardeşi olalım mı google? yapmayalım böyle şeyler arkadaşlar.

sadece 2 gün evde yoktuk. bişi olmaz sandık. alsak mı yanımıza dedi ahmd. yok dedim nolacakki...
ve dönüş...
yemlerinden attığımzda yüzen mi koşan mı anlaşılmayan bir kurbağa. ve ters dönmüş arkadaşını bile görememekte.. :( kaplum yaşıyor. fakat bağa... o şimdi çoook uzaklarda... bizim bahçede...
tabii ben alamadım. ahmdi bekledim cenaze töreni için. mübarek günde oldu tüm olanlar. bir cuma günüydü. hayr olsun...
üzülüyor insan. ölmesine değil de. bakamamış olmaya. bi daha hayvan mı? anca kedi köpek :)
zaten abim çocuklarına birer tane alman kurdu almış. büyümeden görmek istiyorum. aradım büyümeye başladılar bile dediler. çok merk ediyorum. ne tatlıdrılar kim bilir.
hayvan beslemek güzel birşey de. sevilecek hayvan lazım bana. kaplumlar bile azcık seviliyorlardı. hele bi balılla aynı evde asla yaşayamam. ablamın vardı eskiden. tv izlerken o orda dolanıp duruyor ya insan gezdirmeye mi çıksak canı sıkıldı bunun gibi düşüncelere kapılıyor. eline alıp bi sevmeye kalksan o da mümkün değili. zor zanaaat ne derseniz diyin. en güzeli tülü şeyler. aslında ben kaplum yerine hemstır bile alırdım da etraftan ıy fare diye tepki alınca olmadı. ama birgün niyetliyim kedi olmazsa ki çünkü nankör falna ya. köpek mutlaka alıcam. zaten geçmiş yıllarda bizim köpeklerimiz olmuştu. bi bozi vardıkangal köpeği. tatlı bişiydi ama ben fazla küçüktüm anlamadan gitti. sonra raki ki raky mi acaba neyse o vardı ki çok tatlıydı. kurttu.hep oyun istiyordu. ben de gezdirebiliyordum. fakat kokusu üzerimde olacakki mahallaedi köpekler özlelile cesur mu ne vardı. 2 kere kovalamıştı beni. birinde bisikletteydim birinde de gezdireni bile yerde sürüklemişti benim içn. çok fena işler bunlar Allah korusun. ama sevmek lazım hayvanları. sevmedin mi hakkaten çocukları da etkileyip korkmalarını sağlıyorsun haberin yok..
hep uykum geliyor burda. ılık ılık bi esinti var. kuş sesleri ve yaprak hışırtıları çok ii geliyor, uykuma uyku katıyor. hele bi de salıncakta yazarken bunları.. ben uyusam iyi olacak. kalınız sağlıcakla..
(aman bi arı geldi nerdeyse konacktı çok korktum. ama kocamaaaandııı..
unutmadan yazının ana fikri ; hayvanları hep sevelim :))

tamam hayvanları seviyoruz dedim de...
karıncalara gerek yok hayatımda. burası ( gebze) karınca dolu. her hangi deliğe baksam hep bi karınca çıkıyor. banyoda çıkanlarla başettikten ve uzun zmana görmedikten sonra mutfaktan çıkmaya başladılar. e tabii ki daha kötü bi durum bu. ortada aman bişi bırakmaya gelmeyim hemen doluşuyorlar. ablamdan öğrendiğim takdiği uygulamaya başladım tabi. priil. karıncaları kaçıran yegane şey. pril :) kaçıran demiyelim aslında da. geçtikleri yere koyunca ordan geçemiyorlar. denemek için bi kaç karıncanın etrafından pril geçirdim. bi pril yuvarlığının içinde kaldılar uzun müddet. sonradan baktığımda ise intihar etmişleri gördüm. sıkılıp atlamışlar prilin üstüne. neyse.. bi uzun yolları vardı. bende en altına ki tezgaha geçişleri ordan oluyor prilledim. ve uzun müddet izledim. hiçbiri birbirine söylemiyor bi kere. ya da diğerleri inanmıyor bilmiyorum. biri geliyor koklar gibi yapıp kaçıyor. o anda bi üsür karıncanın yanıdnan geçiyor. hepsi tek tek gelip koklayıp kaçıyorlar. birde bi karınca bişi taşıyordu, tabii dümdüz yukarı çıkaarken baya zorlandı. geldi biri ona yardım etti resmen. görülmeye değerdi. her yanlarındna geçen o anlık bi el bile atıyorlar. baya girdim karıncaların içine gördüğünüz gibi.
sonra içeri gidip geri geldiğimde ise pril olmayan bi yerler bulmaya çalıştıklarını farkedip heryeri prilledim. en azından temizlik yapmış oluyorum :)
pril deyince...
geçenlerde bi çocuk programı vardı. ikiz anneleri konuşuyordu. kızının adını pırıl koymuş. çok garibime gitti. büyüdüğnde pril diyip dalga geçeceklerini düşündüm. bakın ben bile kaç zaman geçti aklıam yer etti. bu arada ikiz anneleri dedi ki; ikiz annesi olmak 2 çocuk büyütmek değil bazen 4 5 hatta 6 çocuk büyütmek gibi. mesela dedi; giyinme zamanı. birini giydirip hazırlarsınız. diğerini giydirirken giyinik olan çıkarır üstündekileri. ve bu böyle devam eder. çünkü o yaşlarında giyinip çıkarmak çok hoşlarına gider. Allah herkese hayırlısını versin. Tabii Allah kimseye taşıyamayacağı yükü de vermez bu da bi gerçek... halimize herzman şükr edelim hayatımıza mutlu mesut devam edelim...

Salı, Temmuz 8

canım blogum..
biliyosun zaten kocaman bi kişi idim. ve gün geçtikçe daha da kocaman bi kişi oluyor oluşum beni deli ediyor. aslında tabii ki bi yandan üzlüp bunalıma girerken farındayım herşeyin. çok güzel değişiklikler oluyor bende. ama ne biliym işte. insan az buçuk bunalıma girmeden de duramıyor. koskocaman bi insancık olmak zor olacak. ama işte dediğim gibi mutlu bi depresifim ben şu zamanlarda. tamam kocaman olabiirm ama çok güzel bişiyiz.
bebiş ve hamişlikle ilgfili bi dolu isteye girip çıkıyourm üye oluyorum daha da göreyim herşeyi bileyim diye. yararlı mı? belki. geçenlerde kitap almaya gittiğimde alayım diye bakıyorum ama içeriklerine baktığımda ınternette okuduğum çoğu şeyi görüyorum. ozaman da boşuna neden alayım deyip geri bırakıyorum. islamic kitaplar arıyorum,bişiler tavsiye edin bana. peygamberimiz çocuklara nasıl davranırdı ve peygamberimiz nasıl bi babaydı kitaplarını okuyoruz son zamanlarda. güzel kıssalar var. ders olacak. derslerimi alıyoruz çok şükür. tabi tam o kitabı okurken bi çocuk yanınızdaysa en şanslı çocuk o oluyor :) dondurmalar ısmarlanıyor ne yapsa yapma demeyip hehe ne güzel ıslattın beni falan deniyor :)ıslatmak diyince..
ben gebze sularında yüzüyorum şu aralar. su ve güneş iyi geliyor. bide kuş cıvıltıları tabi. insan huzr doluyor mutlu oluyor. buralrda milyonlarca malzeme varken hiiç fotoğraf çekemiyorum. çekmek istiyorum görüyorum hala. yani flickr ruhu hala içimde ama bi türlü elime alamıyorum makinayı. üzülüyorum. hele de flickrda görünce havuz kenarı fotolarını daha bi imreniyorum. ben de çekicem canım çekti :)
bugünlerde ki bi derdim şu ki...bi site var her hafta sorulara yanıt veriyosun ya da işte kayıt oluyosun muhtemelen kura ile birlerine hediye veriyorlar. hediyesinde değilim de .. çok imreniyorum böle şanslı tiplere. koskocaman 24 yaşında insan oldum hiç ama hiç bişi çıkmadı bana bugüne kadar. büyük şeylerde gözüm yok. hatta hediyesinde dğilim hakkaten. ama ne güzel bişi öle çıkması falan. neden bana çıkmıyorum ki. puf :( ben düzenlicem bi kura. hepsine kendi adımı yazıcam sonra. hıh...bide..
eslemlere gittiler. biz gidemedik gnee. çok istiyorudum çok özlemiştim ama olmadı. hele de yemekleri gördükten sonra daha ah vah ettim. bi daha yapalım da o muffinlerin tadına bakalım inşlh.

işte durum bu blog.

Perşembe, Haziran 12

ıı kem küm.. nasıl yazılırdı ki, ne yazılırdı ki.. ne yazmışım ki bu kadar canım. gereksiz işler :p
uzuuuun bi zaman olmuş. oldu hep farkındaydım tabii yazsam dedim. ne yazsam. ne yazmasam. böyle böyle düşünürken aklım karıştı hiç birşey yazamaz oldum. şimdi bile öylece bakınıyorum. aklıma birşey gelmiyor. :) mel'in ufaklığında ki günlüklerine dönermiş burası.
pzt ; aklıma bişey gelmiyor
salı ; aklıma birşey gelmiyor...
....
:)
benim günlüklerim güzeldi. hala da güzel :p duruyorlar hepsi ama o kadar sıkıcılar ki. blog yazmakta ilk zamanlar o yazıalrdan dolayı kolay gelmişti belki. o kadar çok yazmışım ki günlük, bide ayrıtılı ki. okumak da sıkıcı. ozaman neden yazmışım ki. başkaları da okumuyor tabii ki. ama zamanında günlük kaçırmacalar çok vardı. arkadşlarla mel ile hep günlük kaçırıp okmaya çalışırdık. kiitliydi benim günlüğüm tabi.:) ne yazıyoduysam sanki. şu kız bana küstü. ben ona şunu dedim falan filan.. hele bide her günlüğün başında şu yazardı. okuyana hakkım haram olllsuuun.. :) bide yeni bi günlüğe geçince ilk başında geçmiş günlüğün bi muhasebesini yapıyordum. neler yaptım. neler yapmam gerekiyor falan. of.. hepsinde gene zayıflamadım zayıflamam gerekiyor yazıyor inanki. acı olan gene yazsam gene zayıflamam gerektiğini yazacağım. ama tabii artık şu dönemde böyle bi sorunum yok. e canım çekiyor falan...
aslında daha farklı hayal etmiştim bu dönemi. bu güne kadar hiçbirşeyi doya doya yemeyip ay kilo ay şöle böle diye diye yediğimden(okusan da inanma) en azından hani minik minik yerdim aman bitmesin hemen diye. bu dönemin hayalini kurardım. kimse birşey demeden oh ne rahat olunur. herşeyi canım çeker falan diye. ama hani bilerek sırf canım çeksin diye bile canım birşey çekemiyor. çekiyor da öyle eskisi, gibi. bi artı farklı hiçbirşey hissetmiyorum. ne hayallerler geldim bu zamana halbuki :)
biraz fazla açıldım sanırım...
neyse... gene görüşüz blogum.

 
web analytics
nolmuş?