Perşembe, Haziran 12

ıı kem küm.. nasıl yazılırdı ki, ne yazılırdı ki.. ne yazmışım ki bu kadar canım. gereksiz işler :p
uzuuuun bi zaman olmuş. oldu hep farkındaydım tabii yazsam dedim. ne yazsam. ne yazmasam. böyle böyle düşünürken aklım karıştı hiç birşey yazamaz oldum. şimdi bile öylece bakınıyorum. aklıma birşey gelmiyor. :) mel'in ufaklığında ki günlüklerine dönermiş burası.
pzt ; aklıma bişey gelmiyor
salı ; aklıma birşey gelmiyor...
....
:)
benim günlüklerim güzeldi. hala da güzel :p duruyorlar hepsi ama o kadar sıkıcılar ki. blog yazmakta ilk zamanlar o yazıalrdan dolayı kolay gelmişti belki. o kadar çok yazmışım ki günlük, bide ayrıtılı ki. okumak da sıkıcı. ozaman neden yazmışım ki. başkaları da okumuyor tabii ki. ama zamanında günlük kaçırmacalar çok vardı. arkadşlarla mel ile hep günlük kaçırıp okmaya çalışırdık. kiitliydi benim günlüğüm tabi.:) ne yazıyoduysam sanki. şu kız bana küstü. ben ona şunu dedim falan filan.. hele bide her günlüğün başında şu yazardı. okuyana hakkım haram olllsuuun.. :) bide yeni bi günlüğe geçince ilk başında geçmiş günlüğün bi muhasebesini yapıyordum. neler yaptım. neler yapmam gerekiyor falan. of.. hepsinde gene zayıflamadım zayıflamam gerekiyor yazıyor inanki. acı olan gene yazsam gene zayıflamam gerektiğini yazacağım. ama tabii artık şu dönemde böyle bi sorunum yok. e canım çekiyor falan...
aslında daha farklı hayal etmiştim bu dönemi. bu güne kadar hiçbirşeyi doya doya yemeyip ay kilo ay şöle böle diye diye yediğimden(okusan da inanma) en azından hani minik minik yerdim aman bitmesin hemen diye. bu dönemin hayalini kurardım. kimse birşey demeden oh ne rahat olunur. herşeyi canım çeker falan diye. ama hani bilerek sırf canım çeksin diye bile canım birşey çekemiyor. çekiyor da öyle eskisi, gibi. bi artı farklı hiçbirşey hissetmiyorum. ne hayallerler geldim bu zamana halbuki :)
biraz fazla açıldım sanırım...
neyse... gene görüşüz blogum.

Perşembe, Mayıs 22

Bugünlerde öyle saatlerce nete girip oyalanmıyorum. Hem yapacak birşeyim yok hem de ne me lazım bişi olmasın falan.
ama...
nahnu haber verdikten sonra biraz girip bakmış hiçbirşey anlamamıştım ve bırakmıştım. sonra gene görünce biyerlerde biraz bakınıyım dedim. bakmaz olaydım. yamangezgin kaybolmş ya sizler de duymuşsunudur. ipuçlarını bularak oyunu geçmeye çalışıyorsun. sen buldukça güncelleniyor oyun. şuan herkesin geldiği yere geldim sanırım. bekliyorum ki güncellensin. ama ipuçlarını da öle bi yerden bulmuyosun. bi sürü ite gezmen gerekiyor. u oyun için tasarlanmış sitelerden, bloglardan buluyorsun tüm ipuçlarını. karışık birşey. millet bazı ipuçlarını yazmışlar bile. ordan alabiliyosun da. sonra bi msn adresi veriyor oyun. ekliyorsun tabii karşıdaki bilgisayar. bişiler soruyor gene onları buluyorsun cevap veriyor ve seni başka yerlere gönderiyor. hatta bi bilgi için normal bi ev tlf var arıyosun ve karşına adam anlatıyor. tuşluyorsun falan söylüyor sana. ama çok gıcık bi oyun işte. şuan sadece bekliyorum nolcak bilmiyorum :)

Pazartesi, Mayıs 12


Haftasonu gezimizden bahsetmenin zamanı geldi. Aslında değişik yerler görmüş olmak, gezmiş olmak falan hepsi güzel şeyler. Fakat aksiliklerde oluyor işte. Mesela fazlaca hastalanmam gibi. Gözümü açabildiğim kadar gördüm Çanakkaleyi. Selpaklarla fazla haşırneşir oldum ama gene de güzel geçti. Çok garip geldi bana. O kadar boş ki aslında.

Hem deniz kenarı ve manzara süper. bu güzelliğe karşın bomboş. nedense hep bir mütahit gözüyle baktım etrafa. şuraya ne güzel villalar olur falan diye. ama tabii ki milli değerlerin farkındayım. sadece hayalden ibaretti.

otobüse binip henuz kalkmadan hatta kalkıp hala bizim oralardayken gitmesek mi diyorduk. sanırım ortamın farklılığından biraz gerildik. hiç güzel geçmeyecek gibi hissettik. ilk önce bol bol çocuk olduğundan dolayı kötü geçer sandık ama arkamdaki kızın ( ki adı da merve idi) kusması dışında çocuklarla bi problem olmadı. teyzelerin hepsi ayrı ayrı formdaydılar sağolsunlar. teyzeler olunca böyle yerlerde vıdıvıdı,bağırışçağırış,özellikle itiş kakış fazlaca oluyor. (bknz herkesin umre anılarına) neyse ki fazlaca kısa bir yolculuktu. gece 11 de çıktık ve 24 saat geçmeden üsküdardaydık. rehberimiz sağolasun. genç bi kızdı. ama oa kdar sertti ki konuşmaları. inmeden başlıyor hemen. ben sizi şimdi burda salıyorum 15 dknız var. gezin gelin. ki biz bile koştur koştur bakıyorduk heryere. o teyzecikleri düşünün artık. e bide tabi yeme molasında millet dolmaına kadar getirmiş. piknik havasında 1 saat yemek yedilr. biz müzeler gezdik o sırada. iyi oldu aslında. oralarda da bi itiş kakış çekemezdik. neyse.. 7 buçukta evdeydik çok şükür. pestilimiz çıkmış bir vaziyette tabii ki. bir daha ya kendimiz gitmeliyiz ya da en azından 1 gün kalmalıyız gittiğimiz yerde. böyle çok yorucu oluyor söliyim.

pazar günü de anneler günüydü. burdan anneler günümü kutluyorum :p ve herkesin tabi. güzel bişey anne olmak sanırım. henuz anlayabilmiş olmasam da birgün gelecek gözyaşlarına da boğulucam bebeğimle beraber. beraber derken ben boğulayım sevinç gözyaşlarına. bebeğim ağlamasın hiç. hep gülsün inşlh.

Melda'nın daveti üzere geçen günlerde ona komşu oldum. tabii bosch dünyasında. benimde tapum var falan. süper bi evim var. mutfak şahane. herşey yerli yerinde. şöyle bi bakındım çıktım. bugün ise ben evde temiz ev procesi başlatmışken bi mail geldi. eviniz kirlendi temizleyin diye. nasıl olacak diye çok merak ettim. düşündüm ki etrafta çerçöp vardır onları bulurum kaldırırm oyun gibi falan. ama yok. okadar kolaymış ki. elektirik süpürgesine gidiyosun evi temizleye basıyosun hopp temizleniyor. süper bi olay. boschtan şuan tek isteğim sanal değil gerçekte bu uygulamayı yapabilmeleri. ama ben gene bilgisayardan komut vereyim o da evi süpürsün. ya da ben sanal evimde yaşıcam bu gidişle. şu ev süpürmek çok yoruyor beni.

********

birde.. bunca yıldır hiiiç kimsler nasıl akıl edemiyor anlamıyorum. kimse farkında değil mi? yoksa sadece ben miyim zorluk çeken? kesmeşeker kutuları neden bu kadar kullanışsız? kullanmak değil amaç zaten diyorsunuz. tamam öyle tabii ki. bende evde bunu kavanoza boşaltmak istiyorum. ama herhangi biri var mıdır acaba ki dökmeden el sürmeden bunu boşaltabilsin? nefret ediyorum kesmeşeker kutularından. bi kere ortasından açılıyor bu kadar saçmalık olamaz. ordan doğru devirsen belli ki kesin dökülecek. hadi o da olmadı kenarından yırt. o zamanda sıkı sıkı yerleştirilmiş şekerler mümkünü yok çıkmıyorlar. illa değeceksin herbir şekere. avuç avuç almaya çalışacaksın ki o da bi işkence. kare kare şekerleri nasıl avuçlayım. tabi gene dökülüyor. gene etraf şeker oluyor. ellerim de şeker. şeker de ellerim. böyle olmamalı. bi çare bulunmalı. sesleniyorm balküpüüü... yuvarlak şeker yapsanıza mesela? topşeker olsun adı da. çok değişik olur. alırım ben valla. hem de böyle kalın kutuya değil. ovalimsi bi kese kağıdında bile durabilirler ozaman. süper olur balküpüüü...

Cuma, Mayıs 9

mer'in özel ev poğaçası :p

Bir önce ki postta dediğim gibi. Internette bulduğum bir çok poğaçanın ortak malzemlerini kendimce uyarlayarak mer'in özel ev poğaçasını bulmuş bulunmaktayım. millete hayırlı olsun. ve uzun zamandır yaptığım en güzel poğaça oldu gerçekten.

hemen malzemelere geçeyim. ve siz değerli poğaça severleri mer'in özel poğaçasından mahrum bırakmayayım :p

1 yumurta ( içine beyazı dışına sarısı)
1 çay bardağı zeytinyağı
1 çay bardağı yoğurt
250 gr tereyağ
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı mahlep
1 kabartma tozu
aldığı kadar un ( 3 bardak koyduktan sonra aldığı kadar ekledim. sanırım 4 bardak olmuştur)
ve susam

e tabi malzemelerim hepsini karıştırıyoruz. elimize yapışmayacak şekilde oluyor. sonra içine zeytin ezmesi de yakışır ama ben peynir koydum. yuvarlak poğaça sevdiğimden de yuvarladım içini koyduktan sonra. siz klasik poğaça şekli de verebilirsiniz. üzerine yumurta sarısı sürüp susam serptim. tabii gene çörek otu koyabilirsiniz ama susam herzaman tercih edilmekte ben tarafından :p
patatesli de güzel olurdu bence.

ne güzel yemek blogu gibi yazdım :)

bi düğün bi tören yine başladı aynı şöleen
kınalar yakılır boyanır gözü yaşlı gelin...

pinhani den en beğendiğim şarkı bu oldu. daha önce çıksaydı çıkış müziğim bile yapardım...
bu hafta çok gezdim. yani diğer haftalara göre. eskiye göre değil tabi. salı pazarına gittik çimle. çılgınlar gibi 5 ytl ye tişört aldık.

analar babalar otururlar bir masaya
yenilir içilir takılır paralar yakaya
sonras dün de emel ile çamlıcaya falan gittik. gezdik öle. dertleştik falan. dostlarla olmak hep güzel...
geçecek bir ömür seçecek herkes eşini
bi yüzük takarak tutacak eşler sözünü
bu akşam da çanakkaleye gidiyoruz. aradılar geliyormusunuz dediler belediyeden. e gelelim bari dedik. şimdi gidip güzel bir ev poğaçası yapmaya çalışacağım. herşeyi yapıyorum da şu poğaçalar da hiç iyi değilim. aslında yapıyorum da klasik poğaça olmuyor sanki. hele mayalı olunca minicik kalıp kaskatı oluyorlar sinir oluyorum. bakalım. bi sürü yerden tarfileri karıştırıp kendi ev poğaçamı bulacağım. eğer güzel olursa mer'in poğaçası diye meşhur olurum merak etmeyin...
bitince bu mutlu düğün gelin ile damat kalır bi köşe de
olur yine başka bi gün geliriz oynarız hepbirliktee...
bide fotoğraf makinalarını boşaltıp şarjlarını doldurmalıyım. ki uzuuun zamandır elime aldığım yok. gerçi hep çantamda oluyorlar ama çekemiyorum nedense.
işte böyle...
şarkı güzelmiş değil mi?

Pazartesi, Mayıs 5

Flickrda bi arkadaş pinhani sözünü yazınca aklıma geldiler. Tabii ilk çıktıkları zaman da aklıma geldi. Msn de çoğu insan dinliyorduk. Herkes aynı parçayı dinlerdi falan. Sözlerinden blogunda yazmayan yoktur herhalde. Bide tabi ilk dinlemek ayrı bişey. ınternetle alakası olmayan insanlara pinhani dediğinizde hö diye bakarlardı. Tabi diziden sonra herkes duydu ve çoluk çocuğa düşmüş oldu pinhani. Ama olsundu tabii. biz gene seviyorduk. Hergün dinlemesekte arada bi duyunca baya etkileniyorduk falan. neyse.. Flickrda görünce gideyim bi bakayım sitelerine bi değişiklik var mı dedim. ki iyi ki demişim. 25 nisan'da yeni albümleri çıkmış. e tabii canım pinhani dinletiyor sitelerinden. sağolsunlar. ilk albümlerinde ki gibi bunun da cdsini alırım diye düşünüyorum. daha 2. şarkıdayım gayet benimsedim. bakalım hayırlısı...
bide aynı zamanlarda çıkmış yüksek sadakat vardı ki süperdi o da. aynı pinhani gibi dinlerdik bol bol. her gün ayrı bi şarkısını keşfederdik. harikaydı gerçekten. arabada dinleek için ilk onları aldık cdye mesela. neyse... yeni kasetleri onlarında çıkmış. taam indirdik bi hevesle. fakat solistleri değişmiş:( ve hiiç bana yüksek sadakat havası vermediler. yani pinhaninin değişse ne kadar kötü olur mesela. bu da çok kötü olmuş bence. kel bulup aynı ambiyansı devam ettriemk istemişler ama. cıks.. olmamış. dinlemem.
herkesi pinhani dinlemeye çağırıyorum. ooohh.. süper..

Çarşamba, Nisan 30

İnsanlar deliler gibi mahşer-i cümbüşün msn adresini arıyorlar. Hemde benim blogumda. he ben zaten ordakilerden biriyim. hangisi miyim?
adımı unuttum :)

Salı, Nisan 29

_ Kemal Beylere gittik bugün.
_ açmısın?
_ yok süper şeyler yapmış eşi.
_ ne yapmış?
_ kısır yapmış ama süperdi baharatı falan herşeyi...
_ım...
_ başka?
_ sonra kısır vardı işte harikaydı...
_ım...
Ve bugün.. ince bulguru kalmamış mer koşar adımlarla bakkala gider ve hemen kısır yapmaya koyulur. ve deminden beri yer yer ama eksikliğin ne olduğunu anlayamaz. akşam kısır eksperi ahmd bulur artık :)
Hiç yazasım gelmedi uzun zamandır. Aslında hiçbirşey yapasım gelmiyor son zamanlarda. hele dün o kadar çok uyudum ki. ki gündüzleri uyumak pek adetim değildir. neyse... Evde beni bekleyen işler mi dersiniz beklemeyen ama kafamı kurcalayan işler mi dersiniz... bii sürü şey var aklımda yani. halbuki bi bismillah deyip başlasam da azalsa ne kadar güzel olurdu değil mi ? Evet artık başlama zamanıdır...
Kimselerle de görümüyoprum gibi geliyor bazen. geçenlerde emel ile görüştük süper bi gün yaşadık. böyle yetişecek birşey olmadan aklımıza esen yere gitmek çok zevk veriyor bize. çengelköyde buluşmuştuk. tabi çınar altı çayı falan derken dolaştık biraz oralarda. sınra bapsak neye binsek yürüsek derken üsküdara kadar yürüdük. süper bi yürüyüş oldu bizim için. ordan capitol yemek alışveriş falan derken ayrıldık. güzel bi gündü. baya oldu aslında. ki çünkü çok özledim. gezmek istiyorum...
Melda blog ödüllerine aday. herkes çılgınlar gibi oy veriyor ona. ben de verdim tabi. ailenin sitesi sayılrı bi bakımdan. ama kategorileri pk beğenmedim aslında. hobi de yemek değil el işi falan olmalı sadece. yemek ayrıca açılmalıydı.neyse başarlar dileriz herkese. bna da oy verin ben de çikolata kategorisindeyim :p
mel dalga geçsin ama... ben gerçekten evimde mutluyum.. hergün evde o reklamda ki gibi ütülelenleri kaldırıyorum. şarkılar söylüyorum. buraların sultanıyım ben diyorum falan. :)
dün akşam pars narkoterör vardı. eeen başta bu dizi başlarken gülmek için izledik. eheh nasıl yapmacıklar falan diye. aslında hala diziyi izlerken amanda şurası böle olurmu bu nasıl rol yapıyor diye eleştiriyoruz. ama iyiden yiye izlemye ve takip etmeye başladık. hani en başta niyetimiz salihti. izlemiyorduk dalgsaydı olay. ama merak ediyoruz artık. çok kötü..
ama hakkaten dizi kötü. tamam olayları geçiyorum da. hiç mi özenilmez bi dizi de. mesela bazısının kendi sesi bazısının değil. bu şekilde iki kişi konuşurken kendi sesi olanda çecvre sesleri de var. diğerinde ise hiç ses yok etrafta.bu kadar basit birşeyi duymayıp nasıl ekrana getirirler ki. zaten esas oğlanın triplerinden hiiç bahsetmek istemiyorum. gıcığın teki...
bide doktorlar dizisini izliyorum arada. geçen bölümünde o kadar komik birşey oldu ki. bi babanın böbreği gitmiş durumda. 2 oğlu var. biri vermemek için kaçıyor falan neyse. diğeri verecek bi böbreğini babasına. babası verme oğlum ben idare ederim nolcak sana bişi olmasın falan diyor. çocuk ise ne dese beğenirsiiz. nolcak baba ne kadar ömrün kaldı ki alırım ben sonra geri.. :)
işte böyle...

Pazartesi, Nisan 21

yıllar oldu sanki yazmayalı. Bazen böyle oluyor zaman o kadar hızlı geçiyor ki. Eskiden böyle değildi. sanki artık yaş olarak aşağıya doğru gitmeye başladım. hani düşüşteyim. yaşlandım falan. halbuki daha 17 :p hakkaten ama 17 18 yaşlarındayken 24 yaşındakilere ne gözle bakardık hatırlayanınız var mı? oo kocaman abla.. herşeyi bilir. süperdir. ama ben şimdi kendime baktığımda hiç bi fark yok sanki. daha doğrusu elbette fark var ama o zaman ki 24 yaşındakiler gibi değilim. gerçi insanın yapısı ile alakalı birşey olsa gerek. lise yıllarında bazı arkadaşlarımız vardı ki her an yeni gelin edalarındaydılar. ama ben yeni gelin olduğumda bile o havaya giremedim. girmeye çalışsam da o kızlar gibi hiçbi zaman olmadım. bunda kıyafet seçiminin de büyüük etkisi var tabii ki. hanım hanımcık giyinmek yeni gelin moduyla eş. ve ben giyinemiyorum hanımhanımcık sanırım :) neyse.. :)
ne demiştik... çok hızlı geçiyor zaman. şunun şurasında 6 aylık evliyim. ama gelin görün ki sanki senelerdir evliyim. hatta öle ki hep evliymişim. ne kadar farklı bi duygu bu anlam veremiyorum. gerçekten insan o kadar alışıyor ki içindeki duruma. inanmazsın... çocuğum olduğunda da alışırım umarım anneliğe. zor zaanat gerçekten. analarımızın ellerini öpmek lazım. oakdar düşünüyorum ki napacağımı bazen. ama okuduğum kadarıyla herkeste oluyormuş bu. hani nasıl bakıcam falan. çünkü yeri geliyor koca evi toplayamıyorum bile. misal şuan :) burda boş boş oturmaktansa evimin işini yapmalıyım ama. nedense iş yaparken başım dönüyor :)
öle işte...
sonra birde maydanozlarımız da çıkıyor sanırım. ama ufak tefek. sanki çok maydonoz severmiş gibi seviniyorum bende. bari roka falan ekseydik :)

Pazartesi, Nisan 14

yeni kapliş...




bi kaplumbağa yaptım ama. ne gördüklerime, ne gerçeğine benzemedi. orjinal birşey oldu. benim tasarımım :p ben uydurup uydurup söküp tekrar yapan biri olduğumdan ata ata anca bu kadar ilerleyebildim. Ama azimliyim tabii ki. bide patlıcan yaptım ama henuz sapını yapamadım o yüzden ilerleyen günlerde ekleyeceğim. dün bi yünden başladım birşey. ahmd ne yapıyorsun bu sefer dedi. ben hiç birşey diyemedim. çünkü hakkaten de bende bilmiyordum. neye benzerse ona devam edicem bakalım. kısmet.. :)

bide battaniye yapımına başladım. tvde falan heryerde b isürü kareler yapıp birleştiriyorlar ya. bende bi kare yaptım. fakat sorularım var. acaba özel bi yün çeşidi almam gerekli mi illa ki? evde ki fazla yünlerden renk renk yapsam olmaz mı ki? ben yaparsam olur belki. hele bi deneyelim.

yarın misaifirm var. evi de temizlemem lazım. çok işim var çok. yarına artık bi sofra fotosu koyarım cümlealeme inat. :p canı çekende bakmasın canım...




Hiç izlememiştim Karayip Korsanlarını. Vurdulu kırdılı bi film olduğunu ve sıkılacağımı sanıyordum. Ama umduğum gibi değilmiş. Çok zevk aldım izlerken. İzlediğimiz 3. filmdi sanırım. esas oğlanımızı daha karizmatik ve ciddi sanıyordum ki oldukça yanılmışım. Jonny Depp o şekilde eğlenceli olmasa çok farklılaşacaktı düşüncem. Sırf şu ahtopot adam olmasaydı daha iyi olacaktı. Yüzünden çıkan kollar insanın midesini bulandırıyor zira.

Sonunda Orlando Bloom'un da o yaratıklardan olacağını düşünp nasıl bişey olacağını merak ediyordum ki normal halinde kalıverdi. Acaba sonradan değişir mi ki... Belki 4. de...

Baya uzun bi filmmiş tabii ki. 2 günde izleyebildik. Ne kadar güzel bi film olsa da insan uyuyakalabiliyor çünkü :)
Bu arada...
çok işim var çoook...

Cuma, Nisan 11

Sabahları tek başımaysam kendime kahvaltı hazırlamak o kadar zor olyor ki. Yani zor oluyor derken çok üşeniyorum. Hiç yapmamayı tercih ediyorum çoğu zaman. Kendim için yapmadığımı ahmd için sabahın köründe yapabiliyorum ama kendim için olmuyor. Ama bundan sonra kendim için olmasa da kalkıp güzel bi kahvaltı yapmam gerekecek. Bugün yaptım :) güzeldi :) Şu yeme planında söylenen herşeyi yemedim tabii. Fazla gelirdi okadarı. hadi sabah acıkmış oluyorum da öğlen yemek yemek daha zor olacak. Tek başıma hiç sevmiyorum. neyse gideyim de portakal yiyim.
Sabah: 1 bardak süt, 1 yumurta, 1 dilim peynir, 1 dilim ekmek,
1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşil biber, dereotu vb.
Ara öğün: 1 meyve, 1 bardak ayran, 1 ince dilim ekmek
Öğle: 1 porsiyon etli kurubaklagil yemeği, 1 porsiyon pilav veya makarna
1 bardak ayran, 1 porsiyon salata, 1 orta dilim ekmek, 1 adet meyve
Ara öğün: 1 dilim ekmek, 1 dilim peynir, domates ve salatalık, 1 adet meyve
Akşam: 1 porsiyon et, balık, tavuk (sebzeli), 1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği,
1 bardak ayran, 1 porsiyon salata , 1 orta dilim ekmek
Gece: 1 su bardağı süt veya 1 porsiyon sütlü tatlı 1 porsiyon meyve

*
Elif feyza oakdar tatlı ki. özlüyorum hemen 2 gün gitmesem. dün ordaydım. göbeciği düştü çok şükür. Tam da ben altını değiştirirken hemd.korktum biran bişey yaptım sandım. ama bişisi yok şükür. benim için de süper bi staj dönemi oldu. altını değiştirmek de idare eder ama gazını süper çıkarıyorum. minicik bebekten ne ses çıkıyor ama :) komik bebek :)
bugün cuma ya. dedim bişiler dinliyim dinletiyim. kabe imamından bulabilsem derken. işte.. yan tarafa da ekledim. sık sık dinlemek lazım artık. insan dinlerken orda hissediyor kendini. nasıl gitmek istiyorum anlatamam. hele şimdi. daha çok nedenim var.. hayırlısıyla inşlh...

Çarşamba, Nisan 9


6. yeğenim de doğdu çok şükür. 3. kez teyzeyim.çok güzel birşey. diğerlerinde tam anlayamamışım. belki şimdi evli olduğumdandır bakışı açımın değişmesinin nedenini. ya da ozamanlar küçüktüm belki. ama şimdi o kadar sevdim ki minik bebeği. ömer benim favori yeğenimdi bakalım papuc dama atılacak mı. ama minik minik bebeklerde pek şekermiş. 2 gün görmesem özlüyorum hemen. her gördüğümde de sanki büyümüş. çok güzeller bebekler.. :)
bide kıyafetleri, odası herşeyi çok güzel oldu. sanki prenses hanım. bide gelenlere verilen bebek hediyeleri çok güzel oldu.

birtanesi ablamın görümcelerinden.


diğeri de el birliği ile oldu. öyle ki benim kayınvalidem dikti biparçasını. ama çok şeker oldular. hatta satsam süper olurdu. isteyen ? :p
böyle özenip birşeyler yapmak çok güzel. eskiden böyle şeyler yokmuş. hatta bi çeşit kurabiye börek ve kek tarifi varmış herkes aynı şeyi yaparmış. normak börek, yanına kocaman kurabiye, yanına normal klasik kek, ve tabii ki ya kısır ya da patates salatası. başka birşey bilmezmiş kimse. ama şimi akıyorum bazen. yapılmayan şey yok sanki. hatta annem anlatıyor ki.. eskiden çayın yanına kremalı bizküvi vermek zenginlik alametiymiş. ne günlerden ne günlere geldik işte. bulunduğumuz çevreye herşeye alışıyor ve değişiyor insan günden güne. yapmam giymem ymem dediğini bakıyosun ki bayla bayıla yapıyorsun. belki de doğru kınadığın başına gelmedikçe ölmezmişsin. belki bazen kınadıklarımızı yaptığımızın farkında dğiliz. çünkü modası gelmiş yapıyoruz :)
cts sabah huloya gittik. ahmdyi evde ölece bıraktım kendine omlet yapmıştı süperdi. tam kahve yapıyorduk ki eslem geldi beni almaya. özlemişim eslemi. gördüm daha iyi oldum. keşke daha sık görüşsek. çünkü o iyi bir insan :)
mandalin vardı sonra. aynı mandalin. turuncu hala :) sonra bide nhy vardı arkadaşları. tanıştık mmnun olduk. hulo bi sürü şey hazırlamış. hpsi de çok lezizdi. keşke biraz daha lahana kavurması yeseydim. eslem zorla vermişti ama çok güzelmiş eline sağlık hulo.
bugünlerde hep bebeğe gidiyorum. yardım ediyorum ablama. tabi bebekle oynamak da çok zevkli. gerçi oynanmıyor ama sallamak bile güzel :)
ne diyordum...
iyiym ben.

Pazartesi, Mart 31

domaatess...

ben yaptım.. ben yaptım...

gün gelecek ben de uçak yapıcam. ama deneme yanılma aşamasındayım hala. azimliyim olacak...

Elif Şafak'tan Pazar yazısı...

O kadar çok ihtiyacımız var ki yepyeni bir söz söylemeye, yepyeni bir söz dinlemeye. Tazelenmeye, yenilenmeye, ataletlerimizden ve çoktan eskimiş benlerimizden silkinmeye. Milletçe bunalttık kendimizi gerginlikler, yanlış anlamalar, kutuplaşmalarla.
Gündemin hızla değiştiği bir ülkede yaşıyor olmak hepimizin ruh halini etkiliyor, şekillendiriyor ve bazen fazlasıyla hassaslaştırıyor. Herkes birisine kızgın ya da kırgın sanki bugünlerde. Bir keyifsizlik, bir moralsizlik ve gerginlik etrafta. Yaşadığımız zamanı çok “farklı” zannediyor, pek benzersiz addediyoruz. Halbuki öyle değil. Yüzyıllar yüzyıllar içinden baktığımızda o kadar da olağanüstü bir durum yok bizim zamanımızda. Halbuki ellerde büyüteç her meseleyi olduğundan daha büyük görerek ve göstererek yaşıyor ve bunu yaparak kendi moralimizi bozuyoruz. Televizyon programlarında, gazetelerde kavga eden edene. Oysa alttan alta, sessiz ama kudretli bir akıntı gibi akarak bizlerle gelen temel bir ihtiyaç var: Yepyeni bir söze duyulan özlem. Siz de duymuyor musunuz bu özlemi, zaman zaman da olsa?
“Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin. Sözün, öylesine bir söz olmalı ki dünyanın sınırını aşmalı.” Böyle diyor Mevlana. Ben de sözü ona bırakmak istiyorum bu hafta Pazar yazısında.
“Ben bu çalışıp çabalama dünyasında iyi huydan daha güzel bir ehliyet görmedim”, diyor Mevlana. Ve devam ediyor.
“Kimde iyi huy varsa kurtulmuştur. Kimin kalbi sırçadansa kırılmıştır. /
Herkes, önce kendi kusurunu görseydi halini ıslah etmekten gaflet eder miydi? Halk kendisinden gafildir, babam gafil. Onun için birbirlerinin kusurlarını görürler. /
Ben kendi yüzümü göremem de senin yüzünü görürüm. Sen de benim yüzümü görürsün.”
Buna alternatif olarak kendi yüzünü görebilmekten söz eder Mevlana. Kendi kusurlarını seyredebilmekten. Hem bireye hem toplumlara, hem mikro bazda hem makro düzeyde uygulanabilecek bir temel ilke bu. Şimdi şu anda iktidardaki ve muhalefetteki siyasi partiler dahil Türkiye’de nice kurumun ve kişinin ve belki de herkesin şöyle bir durup kendi yüzünü görmeye, kendi kusurlarını gözden geçirmeye ihtiyacı var. Eğer biz bu kadar çabuk geriliyor, toplumsal gerilimlere gark oluyorsak, birbirimizi öteliyor, ötekileştiriyorsak ve bu ruh halini tekrar tekrar yaşıyor yaşatıyorsak demek ki bizlerde, yani hepimizde tekerrür eden hatalar var. Bir şeyleri yanlış yapıyoruz. Mesela tartışma adabını pek bilmiyor, birbirimizi dinlemekten ziyade illa ki ikna etmeye çalışıyor, ikna edemeyince de sinirleniyoruz. Ne yazık ki son derece alışkınız başkalarının kusurlarını sayıp dökmeye ama pek bir isteksiz oluyoruz mesele kendi yüzümüzü görmeye gelince. Halbuki “insan pek büyük bir şeydir. Onda her şey yazılmıştır. Fakat perdeler, karanlıklar, kendisindeki o bilgiyi okumasına meydan vermez.”
“Dünyanın her parçasını seyret; hepsi de geçip gitmede. Bil ki her şey bir yolculuktan gelmiş” diyerek çıkar aşık yola. Karşımıza çıkan her şeyin bir yolculuğu olur da insanın olmaz mı? Tanıdığımız, tanımadığımız herkesin bir hikayesi, bir yolculuğu, şu hayatta bir seyrüseferi var. Bunu benimsemek bireye kıymet vermeyi gerektirir. İnsana. Ademoğlu Havvakızına. Halbuki söylendiği kadar kolay değil bunu yapması. Kolektif yaşam tarzının baskın olduğu ve önyargıların alışkanlıklara dönüştüğü durumlarda belki de en zorudur bireye önem vermek; insanlara “biz” ve “onlar” üzerinden değil, tek tek bireyler olarak bakabilmek, böyle kıymet vermek. Belki de en zorudur şu anda birbirimizi “türbanlılar-türbansızlar,” filancalar-falancalar diye bölmek yerine, herkesi kendi içinde, kendi yolculuğunda ilerleyen bir cevher kabul etmek. Ondaki hakikati aramak. Ondaki hakikate inanmak. Belki de en zoru. Ama gerekli. Elzem hatta. Çünkü dünle beraber gitti cancağızım düne dair ne varsa. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. Birbirimize bireyler olarak bakıp, farklılıklarımızdan daha az korktuğumuz, daha az şüphe duyduğumuz zaman başaracağız yepyeni şeyler söylemeyi. Hem kendimize hem tüm dünyaya. Türkiye kendini yenileme potansiyeli ve dinamizmi son derece büyük bir ülke.
Yeter ki hepimiz durup bir kendi yüzümüze bakalım, başkasınınkine değil. Yeter ki her birimiz az biraz durulup kendi kusurlarımızla uğraşalım başkalarınınkilerle değil.

Pazar, Mart 23

Dün çok güzel birgündü. Sabah ahmd'nin yaptığı yumurta ile güzel gün başladı. Yediğim en güzel yumurtalardan biriydi.
en güzel pizzalardan birini yedik akşam üstü. bi nevi doğum günü yemeğiydi :) Kadıköyde dolanıp dolanıp nereye gideceğimie zor karar verip yolda da bir kaç kere fikir değiştirip en sonunda dolmabahçe sosyal tesislerine gittik. nargile çay sohbet üçlüsüyle 4 kişi güzel bi akşam geçirdik.
sonra doğruu fatihe. dönüşte taksici güzel bi oyun yaptı bize. 1 2 ytl oynar dediği yola 2 kat para verip böle gülümsedik.
Sonra mahşer'i cümbüşle güldük, ve ahmd uyudu.
Ama çok güzel birgündü.
Tabii... bazen insan hayal kırıklıklarına da uğramıyor değil. Neden böyle, ne sorun var ki bizde, ya da naptık ki biz gibi sorular tüm yol boyunca beynimizi kemirdi. ama olsun.. biz mutluyuz. kim ne derse desin. ohh...

Çok sıkıldım ama.
Örgü kaplumbağamın 4 bacağı da bitmiş, yeterince uyumuşum herşey çok güzelken. Gerek yok böyle şeylere siz de biliyorsunuz değil mi? Bu günlerde yemek blogları hariç örgü blogları falan fazlaca gezdim. Fakat "işte bu" diyebileceğim bi blog olmadı. Yabancı dersin örgü ne bilir dersin ama. İngilizcemi geliştirmem lazım anlamam için tabi.
Bizde ki sorun ne anladım sanırım. Örgü olsun ya da yemek blogu. Hangisiyse sadece konuya önem veriyorlar sanıyorum. Hani yemek güzel olsun. İlla ki güzel olmuştur tuzu yerindedir. ama biz burdan anlamıyoruz tuzunun yerinde oluşunu.
Bu blog işini ciddiye alıp düzenli tarif veriyorlarsa, bi yemek blogu olarak buralardaysalar bazı şeylere özen göstermeleri gerekiyor. Ama doğru , ellerinde ki olanaklar kısıtlı dimi? Ben bi yemek blogu falan değilim. 2005 mayısından beri blog yazıyorum.(küçük olmayıp, yolun başında değilim sanırım) O zamandan beri fotoğraf makinam değişmedi. Çok güzel fotoğraflar çekemiyorum zaten. Ama gün geçtikçe insan, başkalarında gördükçe kendini geliştiriyor.(mesela şimdi hdr diye birşey bulmuş ahmd onu söyledi denicem) Daha güzel nasıl çekebilirm, daha ii nasıl olur diye uğraşıp duruyorum. Yeterince ışık mı yok. Flaşı patlatıcağıma yemeğin göbeğine çekmemeyi tercih ediyorum.
Diyorum işte. bu işler olanak işi gibi gözükebilir ama daha çok özen gerektiriyor. Herşey de bu böyle değil mi? En basiti, misafirlerimize sofra kurarken daha nasıl güzelleştirebilirm soframı diye düşünmüyor muyuz? uğraşmıyor muyuz peçeteleri saatlerce nasıl farklı katlarım diye? Ya da damla çikolata neden çıktı sanıyorsunuz? Hepsi ufak ayrıntılarla hayatı daha da güzelleştirmek için. Değişiklikler yapıp heyecanlanmak falan istek, başka birşey değil. Yoksa insanoğlu neden bu kadar ayrıntılı şeylerle uğraşsın ki. Sofraya gazete kağıdı da serebilirsiniz iş görür. ama masa örtüleri, dertsizler, amerikan servisler, hasırlar... bunlar neden çıktı dersiniz. işte efenim... Hepsi bizler yüzünden belki. kadınlar seviyor farklı olsun özenli olsun. bende seviyorum özenle yapılmış yemekleri ve çekilmiş fotoğrafları.
Ve ben içimden geleni yazıyorum. Yeri geliyo beğenilerimi yeri geliyor kendimi yeri geliyor hoşlanmadıklarımı yazıyorum. Burası milyonların okudğu bi eleştiri blogu değil. Kimse kimseyi sınıflandıramaz. Ben yapmadım böyle birşey sizler de yapmayın bence.
Burda blog yazmakta insanların amaçları eğlenmek, zevk almak, belki bi hobi sahibi olmak böylelikle yani birşeylerle uğraşmak. Önceden anlamazdım ama bi evhanımı için blog yazmak çok ii birşey. Çünkü bi gün boyunca bazen iş güç dışarı çıkılamadığında bi tek bloga anlatabiliyorsun derdini. fena birşey değil bu. herkes bi yol tutturmuş işte, biraz da kendimize bakmalıyız hakkaten. ben bakıyorum. kimseye zararım yok. yüzde yüz ima ile kimseye birşey demiyorum. aman işte. derdim bu. bu kadar... kaldığım yerden devam ediyorum.

Cuma, Mart 21

komşuma giderken muffin yaptım. ve çok güzel oldular. mel'in denemek istediği bi kekmiş. denendi ve gerçekten evcinin dediği kadar varmış. baya güzel oldu. beğenmişlerdir umarım. Ahmd'ye bi tane ayırdım. inşlh bi ara gelirse yer :)
muffin cupcake olaylarına daldım bu aralar. hangisini yapmış oluyorum bilmiyorum. sanırım muffin yapıyorum. cupcake olması için bol süse ihtiyaçları var. ve benimde öncelikle eminönüne gitmeye. kuverturdan tut kurabiye kalıplarına, sonracıma şeker hamuruna kadar bi sürü şey almak istiyorum. bakalım. bütçemi hazırlamalıyım...
Bugün cupcake ararken google'da bi site buldum. ve bayıldım. süper bi site. çok mütevazi olmuş bence. gayette prof. sevdim işte.
bide bi site daha beğendim.(ki bu siteyi ahmdye gösterecektim bak ne gzel yapmış eşine diye) kimmiş falan derken. meğer flickrdaki kontaklarımdan birinin eşiymiş. nerden nereyee.. :p

(^) püfff...

sönmüyor.. çünkü bi doğum günü pastam bile yok ki mumum olsun ki bide üstüne üstlük sönsün. püfff puf oldu...
ev alma komşu al atasözümüzü bugün birkez daha onayladım. çünkü komşularım çok iyi insanlar. üst komşumdaydık bugün. ve bi baktık ki alt komşumun da doğumgünüymüş bugün. parti yapmış olduk. hem biraz daha samimileştik. haklıymışım iyi insnlar gerçekten. üstkomşumla beraber sabah yüryüşlerine başlıcaz inşlh. hadi bakalım.. bu pzt büyük gün.. hemen kendime bi plan yapmalıyım.
hım nerden geldim. ev almışız ama komşularım da iyilermiş. ki doğum günüm onlarla geçti. e güzel de geçti. şuan burda olmamam gerekiyordu ama işte mesai :(((
bence iş yerlerinde eşlerin doğumgünlerinde izin vermeleri gerekiyor. puf.. bide mesai çıkarmak neyine. :(
neyse...
kendime bi armağanım var..

 
web analytics
nolmuş?